Testis Kanseri Nedir?

Testis kanseri bir ya da iki testiste kötü huylu kanser hücrelerinin geliştiği hastalıktır.

Testisler, yumurta şeklinde iki adet olup, “skrotum” adı verilen, gevşek cilt ve kas dokusuna sahip, bir kese içinde yerleşik bulunan salgı bezleridir. Skrotum (testis torbası) içinde yer alan testisler “spermatik kordon” adı verilen ve içinde testise ait damar ve sinirlerin yanında “vas deferens” denilen meni kanalının bulunduğu bir kordon ile vücuda bağlanır (Resim-1).

Resim-1:
Erkek üreme organları ile idrar sisteminin anatomik yapısı ve birbiriyle olan ilişkisi yanında komşu organlarla olan yakınlığı.

 testis kanseri

Testis olarak adlandırılan bu bezler, erkeklerde, testosteron adı verilen hormonun oluşturularak kana salgılanması ve sperm (üremek için gerekli olan germ-tohum- hücrelerinin) üretimini gerçekleştirmektedir. Testis içinde gelişmemiş haldeki sperm hücresi testisin içindeki minik kanalcıkların (seminifer tübülüs) içinde olgunlaşırlar ve bu tübüllerin birleşmesiyle daha geniş kanalcıklara ve oradan da depolanacağı epididim denilen, kendi üzerine kıvrıntılı kanalcık yumağına iletilir (Resim-2).

Resim-2: Testisin şematik anatomisi

 

Hemen bütün testis kanserleri yukarıda sözü edilen germ hücrelerinden köken alır. İki ana tip testiküler germ hücresi tümörü vardır. Bunlar seminoma ve non-seminoma tipi tümörlerdir. Bu iki farklı tümör tamamen farklı büyüme, yayılma ve tedavi özelliklerine sahiptir. Non-seminoma olarak adlandırılan testis kanserleri, seminoma olarak adlandırılan testis kanserlerine göre, daha hızı gelişme ve yayılma özelliğine sahiptir. Diğer yandan seminoma tipi tümörler radyasyon tedavisine daha duyarlı tümörlerdir. Bazı testis tümörlerinde tümör içinde hem seminoma hem de non-seminoma tipi kanserler aynı anda olabilir. Bu olgular, non-seminoma tipi tümörlerdeki gibi tedavi edilir.

Testis kanseri nadir görülen bir tümör çeşidi olmakla beraber, 20-35 yaş arasındaki erkeklerde en sık rastlanan kanserdir.

Testis kanser gelişiminde risk faktörü olan durumlar söz konusudur.
Hastalık gelişim şansını arttıran her türlü nedene “risk faktörü” denilmektedir. Testis kanserinin gelişimindeki risk faktörleri:

  • İnmemiş testis hikayesi bulunması
  • Kötü gelişim göstermiş testis yapısı
  • Ailede testis kanseri hikayesinin olması
  • Klinefelter sendromu
  • Beyaz ırk

Testis kanserinin en sık karşılaşılan belirtileri içinde testis torbasında sert şişlik ve rahatsılık hissi yer alır.
Bu söz edilen belirtiler gibi diğer başka belirtiler de testis kanserinin klinik belirtisi olarak karşımıza çıkabilir. Ancak unutulmaması gereken, başka bazı hastalıklar da benzer klinik belirtileri yapabilir. Aşağıdaki belirtiler varsa beklemeksizin doktorunuzla mutlaka görüşmelisiniz.

  • Testiste (yumurtada) ağrısız şişlik
  • Testisin normal hissinde değişiklik
  • Göbekaltı karın bölgesinde ya da kasıkta künt ağrı
  • Testislerin olduğu torbada (skrotumda) ani sıvı birikimi
  • Testiste rahatsızlık hissi

Testis kanseri tanısının konmasında testisin muayenesi ve bazı kan testleri kullanılır.
Aşağıda sayılan testlerin tümü ya da bir bölümü testis kanseri tanısında kullanılabilir.

  • Fizik muayene ve hikaye: Hastanın mutlaka genel muayenesinin yapılması (özellikle batında ele gelen kitle var mı?) gereklidir. Bunun yanında her iki testis sırasıyla dikkatli şekilde muayene edilmelidir. Bu muayenede testiste ele gelen kitlenin genel yapısı (sert mi, sınırları düzensiz mi? yaklaşık ebadları? Testis içindeki hangi lokalizasyonda olduğu?) değerlendirilir.
  • Ultrasonografi: Bu değerlendirme ile hastaya herhangi bir ek morbidite getirmeden testisin içyapısı, kitlenin özellikleri ve ebadları, Doppler ultrasonografi yapılıyorsa tümörün damarlanma özellikleri değerlendirilir.
  • Serum tümör markerleri: Testis kanserinde, kanser hücreleri tarafından kana salgılanan bazı maddelerin (marker) serumdaki düzeylerinin ölçümü yapılır. Marker denilen bu maddeler salgılayan kansere spesifik tanının konulmasında yardımcı olur. Ayrıca bu markerlerin seviyesi, tümörün klinik evresinin (vücuda yayılma aşaması) konulmasında da yardımcı olur. Testis kanserinin aranmasında 3 tane tümör marker söz konusudur.
  • Alfa-feto protein (AFP)
  • Beta-human chorionic gonadotropin (beta-HCG)
  • Laktat dehidrojenaz (LDH) Bu maddelerin radikal orşiektomi (testisin alınması) öncesinde mutlaka bakılmış olması gerekir.
  • Radikal inguinal orşiektomi ve biopsi: Kasıktan yapılan bir insizyon (cerrahi kesi) ile testis kasıktaki bu kesiden dışarı alınır. Testisten veya kitleden bir ya da birden fazla biopsi tarzında örnek alınır. Ve bu dokular ameliyathanede “bu doku tümör mü, değil mi? Tümör ise ne tür bir tümör” bize bilgi vermesi için patoloji tarafından anında değerlendirilir. Cerrah bu amaçla testisten biopsi almak için kesinlikle testis torbasından bir cerrahi kesi yaparak testise ulaşmamalıdır. Zira testis torbasının akkan damarları (lenfatikleri) farklı noktalara dökülür. Bu nedenle testis torbasından cerrahi kesi yapılarak testise ulaşılması testis kanseri varlığında faklı lenf bezlerine yayılma nedeni olabileceği için, tercih edilmez ve hiç bir şekilde önerilmez.

Bazı faktörler hastalığın prognozunu (gelecek durumunu) ve tedavi seçeneklerini etkilemektedir.
Testis kanserinde prognoz (iyileşme olasılığı) ve tedavi seçenekleri aşağıdaki faktörlere bağlı olarak değişkenlik göstermektedir.

  • Kanserin evresi (testisin içinde mi sınırlı?, testisin yan oluşumlarına sirayet etmiş mi? Vücutta başka bir alanda yayılım mevcut mu? Kandaki AFP, beta-HCG, LDH seviyeleri nelerdir?)
  • Kanserin tipi
  • Tümörün büyüklüğü (ebadları)
  • Lenf bezlerine yayılma var mı? Var ise buradaki lenf bezlerinin büyüklüğü ve adeti

Testis kanserleri sıklıkla KÜR (tam iyileşme) sağlanabilen kanserlerdir.

Testis kanserinin tedavisi ileride kısırlığa neden olabilir Testis kanserinde kürü sağlamak için uygulanan tedaviler (kemoterapi ve radyoterapi) kalıcı şekilde kısırlığa neden olabilmektedir. Bu nedenle özellikle kemoterapi alacak hastaların bunu mutlaka bilmesi gerekir. Eğer bu konuda seçenek varsa tedaviyi robotik ya da laparoskopik (kapalı olarak deliklerden) retroperitoneal lenf nodüllerinin çıkartılması hastaya sunulmalıdır. Bu şekilde sinir koruyucu laparoskopik RPLND ile hastaların ileride fertil (üretken) olması çok yüksek orandadır. Kemoterapi mutlaka uygulanması gerekiyorsa, kemoterapinin kalıcı kısırlık riski etkisi nedeniyle, ileri dönemde çocuk sahibi olmak isteyen ve testis kanseri saptanan erkeklerde tedavi öncesi alınacak spermlerin dondurularak saklanması mutlaka hatırlatılmalıdır.