Levent, Beşiktaş / İstanbulPzt–Cum 09:00–18:00 0549 804 03 08WhatsAppInstagramEN

Prostat Kanseri

Prostat Kanseri Yazan Prof. Dr. Tibet Erdoğru Güncelleme: 12 Mart 2026 25 dk okuma
Kısa Özet

https://www.youtube.com/watch?v=XcV4E7Bh4Zc Prostat Kanseri Nedir? “Kanser” ne demektir? Bir organ veya dokuya ait hücrelerin kontrolsüz ve yapısal bozukluklarıyla beraber çoğalmasına kanserleşme denir. Bu kontrolsüz hücresel çoğalma organda anatomik şekilde bozulmaya ve büyümeye yol açan kitle yani tümörü oluşturur. Habis yani kötü cins tümörler, organizmanın normal büyüme kontrolünün dışına çıkarlar. Kontrolsüz şekilde ve anarşik bir düzen içindeki hücreler, frenlenmeyecek

Bu yazıda
  1. Prostat Kanseri Nedir?
  2. “Kanser” ne demektir?
  3. Prostat Kanseri görülme sıklığı;
  4. Prostat Kanseri neden olur? Risk faktörleri Nelerdir?
  5. Prostat Kanseri Belirtileri
  6. Prostat Kanserinde erken teşhis imkanları
  7. İleri Evre Prostat Kanseri Nedir?
  8. PCA3 Tetkiki Nedir?
  9. Prostat Kanseri Teşhisi ve Tedavisinde PSMA PET-CT
  10. Prostat iğne biopsisi nedir? Nasıl yapılır? Biopsi öncesinde ve sonrasında dikkat edilmesi gerekenler nelerdir?
  11. Robotik Prostatektomide Sinir Koruma ve Cinsel Fonksiyon
  12. Prostat Kanseri Evreleme
  13. Türkiye'de Prostat Kanseri: Güncel Veriler
  14. Gleason Skor Nedir?
  15. Prostat Kanseri Tedavi Yöntemleri
  16. Aktif Izleme (Active Surveillance)
  17. Robotik Radikal Prostatektomi (da Vinci Robotik Cerrahi)
  18. Radyoterapi
  19. Hormon Tedavisi (Androjen Deprivasyon Tedavisi - ADT)
  20. Kemoterapi
  21. Yeni Tedavi Yaklaşmaları
  22. Prof. Dr. Tibet Erdogru'nun Prostat Kanseri Tedavisindeki Deneyimi
  23. Prostat Kanseri Hakkında Sık Sorulan Sorular
  24. Prostat kanseri hangi yaşlarda görülür?
  25. PSA testi kaç olursa tehlikelidir?
  26. PSA yüksekliği kesin prostat kanseri midir?
  27. Prostat kanseri nasıl teşhis edilir?
  28. Prostat biyopsisi ağrılı bir işlem midir?
  29. Prostat kanseri tamamen iyileşir mi?
  30. Prostat kanseri tedavi edilmezse ne olur?
  31. Prostat kanseri ameliyatı sonrası cinsel fonksiyonlar etkilenir mi?
  32. Prostat kanseri ameliyatı mı, radyoterapi mi daha iyidir?
  33. Prostat kanseri olanlar ne sıklıkla kontrole gitmelidir?
  34. Kaynaklar

Prostat Kanseri Nedir?

“Kanser” ne demektir?

Bir organ veya dokuya ait hücrelerin kontrolsüz ve yapısal bozukluklarıyla beraber çoğalmasına kanserleşme denir. Bu kontrolsüz hücresel çoğalma organda anatomik şekilde bozulmaya ve büyümeye yol açan kitle yani tümörü oluşturur. Habis yani kötü cins tümörler, organizmanın normal büyüme kontrolünün dışına çıkarlar.

Kontrolsüz şekilde ve anarşik bir düzen içindeki hücreler, frenlenmeyecek tarzda çoğalırlar. Onlar etraftaki dokulara nüfuz edip onların içine doğru büyüyerek onların fonksiyonlarına da etkiledikleri gibi, kan yollarına ve lenf damarlarına girebilirler, kan akımıyla ve lenf akımıyla diğer vücut organlarına ulaşabilirler. Oraya yerleşebilirler ve orada çoğalabilirler – bu suretle kardeş tümörler (metastaz) oluşur.

Bugün bilinmektedir ki, kanser oluşmasının sebebi, vücut hücrelerinin genetik yapısındaki değişimdir. Bu da büyümenin hücrenin gelişme, çoğalma ve programlı ölme sistematiğinde sapmalara yol açmaktadır. Ve zamanı geldiğinde ölmeyen hücreler, kontrolsüz çoğalma özelliği kazanan hücreler halini almaktadır. Kural olarak denilebilir ki, bir hücreyi, bir kanser hücresine dönüştürebilmek için, birçok iç ve dış faktörün bir araya gelmesi gerekir.

Sigara dumanı, ultraviyole (mor ötesi) güneş ışınları, radyoaktif ışınlar, gıda maddeleri üzerindeki bazı küf mantarları, yanlış beslenme, bazı virüs enfeksiyonları veya bazı kimyasal maddeler gibi çok genel olarak kanser oluşmasına katkıda bulunan dış etkenler, tek başına sorumlu tutulamazlar. Prostat kanserinin oluşmasında bunların ne ölçüde rol oynadıkları henüz büyük ölçüde açığa kavuşturulamamıştır.

Prostat Kanseri görülme sıklığı;

A.B.D.’de NCI (Ulusal Kanser Enstitüsü) verileri göre 2022 senesinde 268.490 yeni teşhis vakasıyla prostat kanseri erkeklerde tüm kanserle içinde %14 görülme sıklığı ile akciğer kanserinden sonra en çok teşhis edilen habis tümör türüdür. Prostat kanseri genelde 50 yaş sonrası erkeklerin hastalığıdır: Kendilerinde prostat kanseri teşhisi konulan erkeklerin %90 dan fazlası, teşhis konulurken 60 yaşından daha yaşlıdırlar.

2022 yılında yaklaşık 34.500 erkeğin prostat kanserine bağlı yaşamını yitireceği öngörülmüştür. Bu kanser nedeniyle olan kayıpların yaklaşık %5.7’sini oluşturmaktadır. Elimizdeki tedavi olanaklarının giderek artması ve erken teşhis avantajları nedeniyle prostat kanseri teşhis edilenlerin 2012-2018 yılları arasında 5 yıllık sakalım oranı %97’dir.

Ülkemizde 2017 verilerine göre her 100.000 erkekten 42.5’inde hayatının bir döneminde prostat kanseri teşhisi söz konusudur. Türkiye’de prostat kanseri erkeklerdeki tüm kanserlerin %13.4’ünü oluşturmaktadır.

Nüfusun ortalama yaşının artmasıyla ülkemizde de prostat kanserinin sıklığı gitgide artmaktadır. Yaşları 70 üzerinde olan erkeklerin %30 unda gizli prostat kanseri mevcuttur. Bu tümörlerin sadece bir bölümü herhangi bir zamanda daha hızlı büyümeye başlarlar ve tedavi edilmesi gereken tehlikeli bir hastalığa dönüşür.

Prostat Kanseri

Prostat Kanseri neden olur? Risk faktörleri Nelerdir?

Hastalığın sebepleri şu ana kadar kesin olarak ortaya konulamamıştır. Ancak prostat kanserinde ortaya konulan 3 tane kesin risk faktörü vardır:
Yaş (yaş ilerledikçe görülme riski artar)

Genetik (ailesinde, özellikle birinci derece akrabasında prostat kanseri olanlarda risk daha yüksektir)

Irk (Amerika’daki siyah ırkta oldukça yüksektir).

Bu hastalık, Afrika`lı erkeklerde, beyaz tenli veya Asya`lı erkeklerdekinden daha sık görülmektedir. Avrupa`da ve Kuzey Amerika`da bu hastalık nispeten sık görülmektedir, Doğu Asya`da ise az sıklıkta rastlanmaktadır. Bu nedenle, yaşam tarzı ve hayat şartları hastalanma riskine etki edebilir olarak düşünülmektedir. Bol yağlı ve az fibrinli beslenme muhtemelen prostat kanserinin oluşmasını kolaylaştırmaktadır.

Ağır metal Kadmiyum maddesinin bulunduğu işyerlerinde, örneğin lastik endüstrisinde çalışan erkeklerde, anlaşılan daha yüksek bir risk mevcut olabilir.

Prostat kanseri hastalarının yakın akrabaları, anlaşılan halkın diğer kesimlerine kıyasla bu hastalığa daha sık yakalanmaktalar: Buna göre genetik faktörler ve irsi bir yatkınlık, anlaşılan önemli bir rol oynamaktalar. Kısa bir süre önce Kromozom 1 üzerinde, ailede prostat kanseri sıklığı unsuru ile bir bağlantısı olan bir gen (HPC-1) tespit edildi. Özellikle daha genç yaşlarda prostat kanserine tutulan hastalarda ve aynı aile içinde üç veya daha yüksek sayıda prostat kanseri tespit edilen ailelerde bu gen, hastalığın gelişiminde önemli bir rol oynuyor gibi görünmekte.

Fakat toplam olarak oluşma sebepleri ve risk faktörleri hususunda henüz pek az sayıda kesinleşmiş veriler mevcuttur; bunlardan çıkarılacak neticelerden henüz kesin bir ön tedbir alma imkanı da mevcut değildir. Daha fazla bilgi için tıklayınız.

Prostat Kanseri Belirtileri

Çok sayıda kanser türlerinde olduğu gibi, prostat kanserinin de tipik erken belirtileri yoktur. Prostat kanserinin başlangıç aşamasında hasta ilkönce herhangi bir şey fark etmez. Bu hastalık ancak nispeten geç bir zamanda rahatsızlıklara yol açar. İdrar yaparken zorluklar ve idrar torbasını boşaltmada rahatsızlıklar gibi, prostatın habis olmayan iyi cins büyümesi (prostat hipertrofisi) hallerinde sık sık rastlanan belirtiler, kanserde ancak ilerlemiş dönemde ortaya çıkar ve hastanın hastalıktan tamamen kurtulma olanağı mümkün olmayabilir. Habis tümör sıklıkla prostat bezin dış kesimlerinde oluşur ve ancak tümör oldukça büyüdükten sonra idrar borusunu daraltarak belirtilere yol açar.

Bölgesel ağrılar, ve de idrara veya meniye kan karışması halleri de, ilerlemiş safhada tespit edilebilirler. Bu belirtiler, genellikle tümörün artık prostatın yanındaki diğer dokulara sıçradığının belirtisidir.

Siyatik ağrıları ve kemik ağrıları kalça kemiklerinde, bel kemiğinin alt kesimlerinde veya iskeletin diğer kesimlerinde oluşan kardeş tümörlerden (metastaz) kaynaklanabilir. Çünkü ilerlemiş safhadaki prostat kanserlerinin %60 kadarı kemiklerde metastaz oluşturur. Bunlar bazı hallerde tümörün sebep olduğu ilk ağrılardır.

Prostat Kanserinde erken teşhis imkanları

Hastalık ne kadar erken teşhis edilirse, o kadar iyi tedavi edilebilir. Teşhis anında kanser sadece prostatta sınırlı ise, kanser hastalığından tamamen iyileşme şansı çok yüksektir. Bu nedenle hiçbir işeme şikayeti olmasa bile erkeklerin 50 yaşından itibaren yılda bir kez prostat kanseri değerlendirmesi açısından doktora başvurması önerilmektedir. Amaç hastalığın prostatın içinde sınırlı iken, yani hiçbir klinik belirtisinin olmadığı dönemde tespit edilmesidir. Bu aşamada elimizde iki basit ve az ağrı verici muayene metodu vardır: prostat muayenesi ve kanda PSA denilen bir maddenin ölçümü PSA (Prostat Spesifik Antijen) prostat kanserine özel bir madde değildir.

PSA maddesi prostatın salgı bezlerinden salgılanır ve kanda da belirli bir seviyede bulunur. PSA’nın düşük olması o kişide kesin olarak prostat kanseri olmadığını göstermeyeceği gibi, yüksek olması da kesin bir şekilde kanser varlığının habercisi değildir. Ancak PSA değeri prostat kanseri konusunda bize parmakla prostat muayenesini birlikte hastayı değerlendirmemizi ve prostat kanseri olasılığını göstermesi açısından önemlidir.

PSA değerinde sınır 4 ng/ml olarak düşünülse bile, günümüzde birçok merkezde 2.5 ng/ml değerinin üstünde dikkatli davranılarak, alt değerlendirmeler ile, prostat biyopsisi önerilebilmektedir. Bu alt değerlendirmeler toplam PSA ile kandaki serbest PSA’nın oranlarının değerlendirilmesi, PSA’daki aylar içindeki artış hızı gibi değerlendirmelerdir.

PSA sadece kanserli durumda değil, iyi huylu prostat büyümesinde de kanda yükselebilir. Ayrıca prostat üzerinde tahrişe yol açabilen prostat iltihabı, idrar yolu enfeksiyonu, prostat taşı, idrar yolundan sonda takılması da kanda PSA yükselmesine neden olabilir.

Parmakla muayenede, son barsaktan (rektum) prostat bezi kolayca hissedilebilir ve yüzeydeki küçük düzensizlikler bile bu suretle fark edilebilir. Özelikle sert alanların parmakla hissedilmesi kanser şüphesi anlamındadır. Habis kötü cins tümörler genellikle organın bu yüzeyinde oluştuğundan, bu parmakla rektal prostat muayene metoduyla, en azından yüzeysel oluşan kanserlerin erken teşhisi, fazla ağrı verici olmayan bir şekilde mümkündür.

Şayet doktorunuz parmakla rektal prostat muayenesinde bir sert alan varlığı tespit ederse PSA ne olursa olsun prostattan iğne biyopsisi önerecektir. Ayrıca prostat muayenesinde bir şüphe olmasa bile PSA test neticesi anormal ise yine prostattan iğne ile doku biyopsisinin alınması gerekli görülecektir.

İleri Evre Prostat Kanseri Nedir?

Kanserin teşhis edildiği ya da vücutta tespit edildiği durumlarda kanserin kaynaklandığı organ (prostat gibi) içindeki durumu ve organla ilintili olan lenf bezleri ve uzak organlara (karaciğer, akciğer, kemik gibi) yayılıp yayılmadığı değerlendirilir. Bu değerlendirmeye biz Kanser’in Evrelendirmesi demekteyiz. Diğer bir deyişle kanserin vücuttaki durumunun Evresine göre tedavi planını çizmekteyiz.

Bir kanser organın içinde ve organı sınırlayan kapsülünün dışına çıkmadı ise buna biz Lokal Evreli kanser deriz. Prostat Kanseri hakkında bilgi verdiğimiz göre, prostatta tespit edilmiş kanser eğer prostatın kapsülünün dışına taşmamış ve sadece prostat içinde ise yani lenf bezleri ve kemiklerde yayılma yok ise biz buna Lokal Evre Prostat Kanseri demekteyiz. İşte bu durumda cinsel fonksiyonları koruyarak prostat kanseri tamamen tedavi edilebilmektedir.

Eğer prostattan kaynaklanan kanser, prostatın kapsülünün dışına doğru taşmış , ancak lenf bezlerinde ve uzak organlar ve kemiklerde yayılma yoksa buna bir Lokal İleri Evre Prostat Kanseri demekteyiz. Bu aşamada da biz prostat kanserini iyi şekilde gerçekleştirilmiş robotik cerrahi ile tümüyle ve ek bir tedavi gerektirmeden kontrol edebiliriz. Ancak cinsel fonksiyonun devamlılığı için sinirlerin korunması ve evrede yapılmamalıdır.

Prostat kanseri eğer prostat kapsülünü aşmış ve aynı zamanda da lenf bezlerine ya da kemiklere sirayet etmiş ise buna biz İleri Evre Prostat Kanseri demekteyiz. Bu durumda genişletilmiş lenf bezlerinin robotik cerrahi sırasında çıkartılması ve cerrahi sonrasında uygulanacak kemoterapi ile kombine hormon tedavisi hastalıksız sağ kalımda oldukça önemli avantajı hastalarımıza kazandırmaktadır.

PCA3 Tetkiki Nedir?

Prostat kanserinde spesifik olduğu saptanan bir genetik mRNA yapısının araştırılması temeline dayana bir testtir. İdrara dökülen prostat epitelyum hücrelerindeki kansere spesifik olan mRNA molekülü aranır. Oldukça özgün bir oranda prostat kanserinin saptanabildiği konusunda veriler kongrelerdeki çalışmalarda sunulmaktadır. Yakın bir gelecekte oldukça yaygın kullanım alanı bulunacağı düşünülmektedir. Prostat kanserinin tanısında uygulanan PCA3 tetkikinin gelişim ve detaylı bilgileri için lütfen www.davincirobotikcerrahi.com sitemizi ziyaret ediniz.

Prostat Kanseri Teşhisi ve Tedavisinde PSMA PET-CT

Radikal prostatektomi sonrasında PSA yükselmesi olan hastaların hemen hemen yarısında radyoterapi ile etkin tedavi yanıtı alınabilmekte ve PSA değeri düşmektedir. Aslında bu oranın %50’lerden daha yükseğe çıkartılmasında PSA yüksekliğinin nedeninin “gerçekten cerrahi alandaki lokal tümör tekrarı mı yoksa oligometastatik denilen uzak bölgelerde tümörün yayılmasına bağlı mı” bunun ayırt edilmesi oldukça önemlidir. İşte bunun yapılmasına bir Tekrar-evreleme (re-staging) diyoruz. Konvansiyonel yani klasik bilgisayarlı tomografi ve tüm vücut kemik sintigrafisi doğru şekilde tekrar evrelemede etkili değildir. Bu konu hakkında ayrıntılı bilgi için TIKLAYINIZ

Prostat iğne biopsisi nedir? Nasıl yapılır?
Biopsi öncesinde ve sonrasında dikkat edilmesi gerekenler nelerdir?

Prostat iğne biopsisi, parmakla muayenede olduğu gibi, rektuma yerleştirilen bir ultrasonografi alıcısı yardımıyla elde edilen prostat görüntüsü rehberliğinde alınmaktadır (Şekil-1). Biopsi örnekleri bir iğne yardımı ile alınır (Şekil-1). Bunun öncesine prostat etrafına yapılacak lokal (mevzi) anestezi ile işlem sırasında ağrı olmamaktadır.

Prostat bezinin ultrasonografi görüntüsü altında, prostatın her iki kanadından 4 ya da gerekli görüldüğü takdirde 5 adet yani toplam 10 ya da 14 adet iğne ile biopsi örneği alınır. Ayrıca ultrasonografik görüntü altında görülen şüpheli bölgelerden de ayrıca numune alınabilir.

Şekil-1: Rektuma yerleştirilen ultrasonografi alıcısı ile incelenerek biopsi alınır
Şekil-1: Rektuma yerleştirilen ultrasonografi alıcısı ile incelenerek biopsi alınır

Pratiğimde, mutlaka stereotaktik ultrasonografi altında (Şekil-2) biopsi örneklemesinin zamanımızdaki en doğru örnekleme olduğuna inanıyorum.

Şekil-2: Stereotaktik transrektal ultrasonografi altında prostatın 10-14 alanından iğne biopsi örneklemesi, biopsi haritası çıkartılarak yapılır.
Şekil-2: Stereotaktik transrektal ultrasonografi altında prostatın 10-14 alanından iğne biopsi örneklemesi, biopsi haritası çıkartılarak yapılır.

Robotik Prostatektomide Sinir Koruma ve Cinsel Fonksiyon

Prostat kanserinin cerrahi tedavisinde hastaların en çok merak ettiği konuların başında, ameliyat sonrasında cinsel fonksiyonların ve idrar kontrolünün korunup korunamayacağı gelmektedir. Bu noktada sinir koruyucu cerrahi tekniği hayatı önem taşır.

Sinir Koruyucu Cerrahi Nedir?

Prostat bezinin her iki yanında, ereksiyon fonksiyonunu kontrol eden nörovasküler demetler (sınır-damar paketleri) bulunur. Sinir koruyucu robotik prostatektomide, kanser güvenli sınırlar içinde çıkartılırken bu sinir demetleri özenle korunur. Bu işlem, robotik cerrahinin sunduğu büyütülmüş 3 boyutlu görüntü ve hassas alet hareketleri sayesinde çok daha başarılı sonuçlar vermektedir.

Sinir Koruma Teknikleri

Sinir koruma, her hastada aynı şekilde uygulanmaz. Biyopsi sonuçlarına, tümörün lokalizasyonuna ve evresine göre farklı teknikler kullanılır:

  • Intrafasiyal sinir koruma: En yakın koruma tekniği. Prostat kapsülünün hemen üzerinden dışeke edilerek sinirler maksimum düzeyde korunur. Düşük evreli, düşük riskli tümörlerde tercih edilir.
  • Interfasiyal sinir koruma: Prostat kapsülü ile sinir demeti arasındaki fasya tabakası boyunca yapılan koruma. Orta riskli tümörlerde uygulanabilir.
  • Tek taraflı sinir koruma: Tümörün yoğun öldüğü tarafta sinir korunmaz, diğer tarafta korunur.

Biyopsi haritasının detaylı değerlendirilmesi, sinir koruma kararının doğru verilmesi için kritiktir. Prof. Dr. Tibet Erdoğru, her hastanın biyopsi sonuçlarını ve görüntüleme bulgularını bireysel olarak değerlendirerek en uygun sinir koruma stratejisini belirler.

Ameliyat Sonrası İyileşme Süreci

Robotik radikal prostatektomi sonrasında iyileşme süreci, hastanın yaşına, ameliyat öncesi fonksiyonel durumuna ve uygulanan cerrahi tekniğe göre değişir:

  • Hastane kalışı: Genellikle 1-2 gun
  • Sonda süresi: 7-10 gün (sonuçlara göre değişebilir)
  • Hafif aktivitelere dönüş: 1-2 hafta
  • Normal aktivitelere dönüş: 4-6 hafta
  • İdrar kontrolü: Hastaların büyük çoğunluğunda 3-6 ay içinde tam kontinans sağlanır. Erken dönem pelvik taban egzersizleri (Kegel) iyileşmeyi hızlandırır.
  • Cinsel fonksiyon: Sinir koruyucu cerrahi uygulanan hastalarda ereksiyon fonksiyonunun dönmesi 6-18 ay sürebilir. Bu süreçte erken penile rehabilitasyon programı uygulanması önerilir.

Ameliyat sonrası PSA değeri ölçülemeyecek düzeye (0.01 ng/mL altına) düşmesi beklenir. Düzenli PSA takibi ile hastalığın kontrol altında tutulması sağlanır.

Ayrıca diğer önemli inancım, bizzat hastanın doktorunun biopsisini kendisinin almasıdır. Neden? Çünkü ultrasonografi dinamik bir değerlendirmedir. Bunun olası bir ameliyatı gerçekleştirecek cerrahın yapmasında ve biopsileri bu dinamik değerlendirme sırasında kendisinin almasında, aldığı bölgeleri işaretlemesinde ameliyat sırasında gerekli tedbirleri alarak cerrahi sınır pozitifliğini en aza indirmek için bütün bilgileri kullanması açısından çok önemi vardır.

Eğer ameliyatı gerçekleştirecek doktor biopsiyi almadı ise, mutlaka biopsi örneklerinin prostatın hangi bölgesinden alınmış olduğunu bilmesi, yani biopsi haritasının (Resim-3) detayını bilmesi, çok önemlidir. Zira bu biopsi alanlarına göre cerrahi sırasında nasıl, hangi alanda ve hangi teknikle sinirlerin korunup korunmayacağına karar vermek gerekmektedir. Ayrıca çıkartılan prostat dokusunun incelenmesi sırasında da biopsi verilerinin önemi olacaktır.

Resim-3:Prostattan alınan biopsi mutlaka nereden alındığı konusunda dökümante edilmelidir. Biopsinin alınmadığı bölgelerde daha agresif ve tehlikeli kanser dokusu olabilir.
Resim-3:Prostattan alınan biopsi mutlaka nereden alındığı konusunda dökümante edilmelidir. Biopsinin alınmadığı bölgelerde daha agresif ve tehlikeli kanser dokusu olabilir.
Resim-4: Biopsi detaylarının mutlaka iyi ön değerlendirme ile ameliyatta çıkartılan spesimen ile kombine şekilde patolojik açıdan yorumlanması çok önemlidir.
Resim-4: Biopsi detaylarının mutlaka iyi ön değerlendirme ile ameliyatta çıkartılan spesimen ile kombine şekilde patolojik açıdan yorumlanması çok önemlidir.

Prostat biopsisi sırasında değerlendirilen ve düşünülen kanser dokusunun volümü ile kanser hücrelerinin çoğalma hızı, biopsi iğnesinin denk gelmemesi nedeniyle, biopsi örneklemesi yapılamayan prostat bölgelerinde varolan daha agresif –saldırgan- kanser dokularını göz ardı edebilir.

Bu nedenle biyopsiyi, hastayı değerlendiren doktorun ultrasonografi altında alması, biopsi odaklarını prostat içinde aldığı lokasyonlarla haritalandırması ve tüm bilgileri değerlendirdikten sonra ameliyatın detaylarını (lenf bezleri alınacak mı?, sinir nasıl bir teknikle korunacak? –intrafascial sinir koruma mı yapılacak, interfascial sinir korumamı yapılacak? Sinir hangi tarafta korunacak, hangi tarafta hangi teknikle korunacak? Sinir demeti üzerinden hangi noktalarda ameliyat sırasında frozen değerlendirmesi için doku örneklemesi yapılacak? ……gibi) programlaması gereklidir.

Resim-5: Biopsinin alınmadığı bölgelerde daha agresif ve tehlikeli kanser dokusu olabilir. Bunun mutlaka iyi ön değerlendirme ile ameliyatta çıkartılan spesimen ile kombine şekilde patolojik açıdan yorumlanması çok önemlidir.
Resim-5: Biopsinin alınmadığı bölgelerde daha agresif ve tehlikeli kanser dokusu olabilir. Bunun mutlaka iyi ön değerlendirme ile ameliyatta çıkartılan spesimen ile kombine şekilde patolojik açıdan yorumlanması çok önemlidir.

Yukarıda da belirtildiği gibi iğne ile prostat doku örneklemesi (biopsisi) prostat etrafına yapılan lokal anestezi altında yapılır. Genel anestezi çoğunlukla kullanılmaz. Bu nedenle biopsi öncesinde aç kalmaya gerek yoktur.

Biyopsi yapılma tarihinden en az 8-10 gün öncesinden hiçbir şekilde aspirin ve türevi kanın pıhtılaşmasını uzatan (kanı sulandıran) ilaçlar alınmamalıdır. Biopsi öncesinde mutlaka idrar örneği alınarak idrarda ve idrar yollarında infeksiyon olmadığının ortaya konulması gereklidir. İnfeksiyon varken alınan biopsilerden sonra yüksek ateş, idrar yapmada zorlanma ve hatta idrar yapamama, sepsis gelişmesi riskine sahip akut prostat iltihaplanması olabilir.

İdrar tahlilinde infeksiyon olmasa bile biopsi öncesinde hastaya antibiotik başlanması (biopsiden bir gün önce başlayıp, 3 gün süren) önerilmektedir. Biopsi sabahı mutlaka basak temizliği için, doktorunuz tarafından size reçete ediliş lavman ile bu temizliğin sağlanması gereklidir. Prostat iğne biopsisi için hastanede yatmak gerekli değildir. Biopsi işlemi yaklaşık 15-20 dakika sürmektedir.

Numune alınmasından sonra idrarda, menide ve dışkıda kanama olabilir. Bu kanama zamanla geçecektir. Uzun süren ve şiddetlenen kanama durumlarında mutlaka doktorunuzla irtibat kurunuz. Yukarıda belirtildiği gibi, antibiotik önlemine rağmen dahi, %0.1 oranında biopsi sonrasında yüksek ateşlenme, titreme ve idrar yapmada zorlukla seyreden akut prostat iltihaplanması görülebilir. Bu durumda da mutlaka doktorunuzla irtibata geçmeniz gerekmektedir.

Prostat biopsi örneklerinin patolojik değerlendirilmesi sonrasında elde edilen sonucun yorumlanması için doktorunuzla görüşmeniz gereklidir. Zira elde edilen raporda, prostat kanseri olduğu durumlarda kanserin görüldüğü prostat alanı ya da alanları, kanserin ilerleme potansiyeli oldukça önemlidir. Patolojik değerlendirmeden sonra prostat kanseri varlığı ortaya konulmuşsa, öncesindeki prostat muayene özellikleri ve kan PSA düzeyine göre ek bazı tetkiklere gerek duyulabilir. PSA 10 ng/ml altında ise ek başka tetkike genellikle gerek duyulmaz.

Prostat içinde sınırlı kalmış prostat kanseri olarak öngörülür ve tedavi alternatifleri sunulur. Ancak PSA 10 ng/ml. den fazla ise kemik sintigrafisi ile tüm vücuttaki kemiklerin taranması (zira prostat kanseri en sık kemiklere yayılım gösterme potansiyeline sahiptir) ve gerektiğinde karın altı alanının bilgisayarlı tomografi ile değerlendirilmesi istenecektir.

Gerekli görülen tüm tetkiklerin ardından tümörün klinik yapısı ortaya konularak o duruma uygun tedavi seçeneği hasta ile görüşülecektir.

Prostat Kanseri Evreleme

Prostat kanserinin hastalık evreleri ve farklılaşma-ilerleme potansiyeli (grade) Prostat kanser evreleri (TNM sınıflaması):
(Burada T: Tümörü, N: Lenf nodülünü, M: uzak metastazı temsil etmektedir)

TxTümör varlığı değerlendirilmemiştir

T0 Tümör yok

T1 Klinik olarak parmakla ve görüntü ile tespit edilemeyen tümör

T1a Diğer bir nedenle yapılan ameliyat sırasında saptanmış ve örneklerin %5’inden az olan tümör

T1b Diğer bir nedenle yapılan ameliyat sırasında saptanmış ve örneklerin %5’inden fazla olan tümör

T1c Prostat muayenesi normal, prostat biopsisinde tespit edilmiş tümör

T2 Tümör prostat içinde sınırlı ve muayenede hissedilebiliyor

T2a Prostatın bir yanının yarısından azında tümör var

T2b Prostatın bir yanının yarısından fazlasında tümör var

T2c Prostatın her iki lobunda da tümör var

T3 Tümör prostat kapsülünü aşmış

T3a Tümör prostat kapsülünü aşmış

T3b Tümör seminal veziküllere(meni kanalı) sirayet etmiş

T4 Tümör seminal vezikül dışındaki diğer komşu organlara da sirayet etmiş

T4a Tümör mesane boynuna da sirayet etmiş

T4b Tümör prostat altındaki kaslara ve pelvik tabana sirayet etmiş

Nx Bölgesel ak kan (lenf) bezlerinde örnekleme yapılmamış

N1 Bölgesel lenf bezlerinde < 2 cm tek bir adet lenf bezinde tümör var N2 Bölgesel lenf bezlerinde 2-5 cm arasında ya da 5 cm.den büyük olmayacak şekilde birçok lenf bezinde tümör var N3 Bölgesel lenf bezlerinde > 5 cm boyutunda lenf bezinde tümör var

Mx Uzak organlara tümör yayılımı konusunda değerlendirilmemiş

M1 Uzak organ metastazı var

M1a Uzak lenf bezlerinde tümör var

M1b Kemiklere sirayet etmiş tümör yayılım var

M1c Diğer organlarda tümör yaylımı var

Resim-6’da Evre T2 yani prostat kapsülü içinde olan tümör evresinin 3 alt grubu olan 2a, 2b ve 2c olarak şematik görüntüsü gösterilmektedir. Sarı renkli bölgeler kanser dokusu olarak resmedilmiştir. Resim-7’de ise Evre T3 yani prostat kapsülünü aşmış tümör evresinin 2 alt grubunun şematik görüntüsü verilmektedir. T3a evresinde sadece prostat kapsülünün dışına çıkış söz konusu iken, T3b evresinde prostat kapsülünü geçtikten sonra meni bezlerine (seminal veziküle) sirayet etmiş kanser yapısının varlığı söz konusudur.
prostat kapsülü içindeki tümör ve evreleri

Türkiye'de Prostat Kanseri: Güncel Veriler

Türkiye Kanser İstatistikleri verilerine göre prostat kanseri, ülkemizde erkeklerde en sık görülen ikinci kanser türüdür. Her 100.000 erkekten 42.5'inde hayatının bir döneminde prostat kanseri teşhis edilmektedir. Erkeklerdeki tüm kanserlerin %13.4'unu prostat kanseri oluşturmaktadır.

Sağlık Bakanlığı verilerine göre Türkiye'de prostat kanseri insidansı son 20 yılda istikrarlı bir artış göstermiştir. Bunun başlıca nedenleri arasında toplumun ortalama yaşam süresinin uzaması, PSA tarama testinin yaygınlaşması ve sağlık bilincinin artması yer almaktadır.

Türkiye'de prostat kanseri tanısı alan hastaların yaklaşık %70'i lokal veya lokal ileri evrede teşhis edilmektedir. Bu durum, erken teşhis sayesinde tedavi başarı oranlarının yüksek olduğunu göstermektedir. Ancak toplumda hala düzenli prostat taraması yaptırma oranı istenilen düzeyde değildir. 50 yaş üstü erkeklerin yılda en az bir kez üroloji muayenesine gitmesi, prostat kanseri ile ilişkili olum oranlarının daha da azaltılmasında kritik öneme sahiptir.

İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyük şehirlerde robotik cerrahi merkezlerinin artması, hastaların ileri teknolojik tedavi seçeneklerine erişimini kolaylaştırmıştır. Prof. Dr. Tibet Erdoğru, Türkiye'de robotik ürolojik cerrahinin öncülerinden biri olarak bu alandaki gelişmelere önemli katkılar sağlamaktadır.

Prostat Kanseri
Prostat Kanseri

Gleason Skor Nedir?

Biopside kanser teşhis edildikten sonra, biopsi örneklerindeki kanser hücrelerinin üreme ve yayılım hızı hakkında bilgi sahibi olmamızı sağlayan kanser hücrelerinin değişim derecelerine bakılır. Bu derecelendirme Gleason Skorlama olarak isimlendirilir. Hücrelerdeki farklılaşma özelliklerine göre 1’den 5’e kadar aralıkta hücrelerin en sık görülen iki farklılık derecesi tespit edilir (Şekil-6). Klinikte en sık karşılaşılan kanser hücre farklılaşma derecesi 3 dür. Kanser içinde en sıklıkla tespit edilen iki değerin toplamı skoru verir. Gleason Skor 2 ile 10 arasında değişen bir skordur. “2” yavaş ilerleme potansiyeline sahip kanser hücrelerini ifade ederken, “10” aşırı hızlı ilerleme ve çoğalma kapasitesine sahip tümör anlamını taşır. Gleason Skor 2-4: İyi differansiye (iyi nitelikte farklılaşma gösteren) kanser hücreleri

Gleason Skor 5-6: Orta differansiye kanser hücreleri
Gleason Skor 7-10: Kötü differansiye kanser hücreleri

Yüksek “Gleason Skoru” yani aşırı hızlı çoğalma kapasitesine sahip tümörlerde, teşhis edildiğinde, prostat dışına yayılım ihtimalinin yüksek olduğu bilinmektedir. Düşük “Gleason Skoru”nda daha az agresif ve daha iyi prognoz (kür için olasılık ya da tedavi sonrası uzun dönem kansersiz yaşam) söz konusu iken, Yüksek “Gleason Skor”unda hızlı agresif kanser hücreleri nedeniyle uzun dönem prognoz ve kanser yayılımsız yaşam süresi daha sınırlı oranlarda kalmaktadır.

Biopsideki doku örneklerinin Gleason skoru ile ameliyat sonrası çıkartılan prostat dokusunun tümünün patolojik incelenmesi sonucu Gleason skor farklı olabilir. Bunun nedeni o farklı olan skor derecelerinin biopsi örneklerine denk gelmemiş olması olarak yorumlanabilir (Resim-6).

Resim-8:Prostat kanser hücrelerindeki farklılaşma derecelerinin üstte şematik altta derecesine göre gerçek patolojik görüntüsü (Gleason dereceleri)

Prostat Kanseri Tedavi Yöntemleri

Prostat kanseri tedavisi, hastalığın evresi, Gleason skoru, PSA değeri, hastanın yaşı ve genel sağlık durumuna göre belirlenir. Tedavi seçenekleri, tek başına ya da kombinasyon halinde uygulanabilir. Aşağıda prostat kanserinde uygulanan temel tedavi yöntemleri detaylı olarak açıklanmaktadır.

Aktif Izleme (Active Surveillance)

Düşük riskli prostat kanserlerinde (Gleason skor 6, PSA 10 ng/mL altında, T1c-T2a evre), hastalığın hemen tedavi edilmesi yerine düzenli aralıklarla takip edilmesi stratejisidir. Aktif izlem sürecinde her 3-6 ayda PSA ölçümü, yıllık dijital rektal muayene ve belirli aralıklarla kontrol biyopsileri yapılır. Hastalığı ilerleme göstermesi durumunda tedaviye geçilir.

Aktif izleme, gereksiz tedavinin ve tedaviye bağlı yan etkilerin önlenmesini amaçlar. Avrupa Üroloji Derneği (EAU) kılavuzlarına göre düşük riskli prostat kanserlerinde aktif izlem, birinci basamak yaklaşım olarak önerilmektedir.

Robotik Radikal Prostatektomi (da Vinci Robotik Cerrahi)

Prostat kanserinin cerrahi tedavisinde altın standart, radikal prostatektomi yanı prostat bezinin tümüyle çıkarılmasıdır. Günümüzde bu ameliyat büyük oranda robotik cerrahi (da Vinci Robotik Sistemi) ile gerçekleştirilmektedir.

Robotik radikal prostatektominin avantajları:

  • 3 boyutlu büyütülmüş görüntü: Cerrah, ameliyat alanını 10-15 kat büyütülmüş ve 3 boyutlu görüntüyle izler. Bu, sinirlerin ve damarların çok daha net görülmesini sağlar.
  • Hassas hareket kabiliyeti: Robotik kollar, insan elinin hareket sınırlarının ötesinde 540 derecelik dönme yeteneğine sahiptir. Bu, özellikle sinir koruma işleminde büyük avantaj sağlar.
  • Daha az kanama: Açık cerrahiye kıyasla ortalama kan kaybı belirgin olarak daha azdır.
  • Kısa hastane kalışı: Hastalar genellikle ameliyat sonrası 1-2 gün içinde taburcu edilir.
  • Hızlı iyileşme: Normal aktivitelere dönüş süresi açık cerrahiye göre daha kısadır.
  • Sinir koruyucu cerrahi imkanı: Uygun hastalarda ereksiyon sinirlerinin korunması, robotik cerrahinin sunduğu hassasiyet sayesinde daha başarılı sonuçlar verir.

Prof. Dr. Tibet Erdoğru, Türkiye'de robotik ürolojik cerrahinin öncülerinden biri olarak 2.000'den fazla robotik cerrahi deneyimine sahiptir. Sinir koruyucu robotik radikal prostatektomi, uygun evredeki hastalarda hem kanser kontrolü hem de yaşam kalitesinin korunması açısından en etkili tedavi yöntemidir.

Radyoterapi

Prostat kanserinde radyoterapi, yüksek enerjili ışınların kanser hücrelerini yok etmek için kullanıldığı bir tedavi yöntemidir. İki temel radyoterapi yaklaşımı vardır:

  • Dış işin radyoterapisi (IMRT/IGRT/SBRT): Vücudun dışarışandan prostat bölgesine yönlendirilen ışınlarla uygulanan tedavidir. Modern teknikler (IMRT - Yoğunluk Ayarlı Radyoterapi) çevre dokulara verilen hasarı en aza indirir. Genellikle 6-9 hafta sürecinde günlük seanslar halinde uygulanır.
  • Brakiterapi (İç işin tedavisi): Radyoaktif kaynakların doğrudan prostat içine yerleştirildiği bir yöntemdir. Düşük dozlu brakiterapide küçük radyoaktif tohumlar kalıcı olarak prostat içine implante edilir. Yüksek dozlu brakiterapide geçici kateteler aracılığıyla yüksek doz radyasyon verilir.

Radyoterapi, özellikle cerrahi için uygun olmayan veya cerrahiyi tercih etmeyen hastalarda etkili bir alternatiftir. Lokal ileri evre hastalıklarda hormon tedavisi ile kombinasyonu sık uygulanan bir protokoldür.

Hormon Tedavisi (Androjen Deprivasyon Tedavisi - ADT)

Prostat kanseri hücreleri büyümeleri için erkeklik hormonu testosterona ihtiyaç duyar. Hormon tedavisi, vücut testosteron üretimini baskılayarak veya testosteronun kanser hücrelerine etkisini engelleyerek tümörün büyümesini yavaşlatır ya da durdurur.

Hormon tedavisi; ileri evre prostat kanserlerinde, radyoterapi öncesi ve sonrasında (neoadjuvan/adjuvan), cerrahi sonrası nüks durumlarında ve metastatik hastalıklarda uygulanır. Tedavi, enjeksiyon (LHRH agonistleri/antagonistleri) veya ağızdan alınan ilaçlar (antiandrojenler) şeklinde verilebilir. Yeni nesil hormon tedavileri (abirateron, enzalutamid gibi) ileri evre hastalarda önemli yaşam süresi avantajı sağlamaktadır.

Kemoterapi

Kemoterapi, özellikle hormon tedavisine dirençli metastatik prostat kanserlerinde (mCRPC) uygulanan sistemik bir tedavidir. Docetaksel ve kabazitaksel, prostat kanserinde en sık kullanılan kemoterapi ajanlarıdır. Son yıllarda yapılan araştırmalar, yüksek hacimli metastatik prostat kanserlerinde erken dönemde kemoterapinin hormon tedavisi ile kombine edilmesinin sağkalım avantajı sağladığını göstermiştir.

Yeni Tedavi Yaklaşmaları

Prostat kanseri tedavisinde sürekli gelişmeler yaşanmaktadır:

  • PSMA Hedefli Tedaviler: PSMA (Prostat Spesifik Membran Antijeni) hedefli radyonuklid tedavi (Lu-177 PSMA), ileri evre prostat kanserlerinde umut veren sonuçlar göstermektedir.
  • Immunoterapi: Bağışıklık sistemi üzerinden kanserle mücadele eden tedavilerdir. Sipuleucel-T, prostat kanserinde onaylanan ilk immünoterapi ajanlarındandır.
  • Fokal Tedaviler: HIFU (Yuksek Yogunluklu Odakli Ultrason) ve kriyoterapi gibi yontemler, secilmis hastalarda prostatın tamamini cikmak yerine sadece kanserli bölgeyi hedefler.
  • PARP Inhibitorleri: BRCA mutasyonu taşıyan prostat kanseri hastalarında olaparib gibi PARP inhibitörleri etkili sonuçlar göstermiştir.
Resim-8:Prostat kanser hücrelerindeki farklılaşma derecelerinin üstte şematik altta derecesine göre gerçek patolojik görüntüsü (Gleason dereceleri)
Resim-8:Prostat kanser hücrelerindeki farklılaşma derecelerinin üstte şematik altta derecesine göre gerçek patolojik görüntüsü (Gleason dereceleri)

Resim-9’da yukarıda belirtilen Gleason derecelerine göre nasıl Gleason Skor hesaplanmaktadır, şematize edilmiştir. Prostat kanserini oluşturan hücrelerin patolojik değerlendirmesi sırasında farklı Gleason dereceleri tespit edilebilir. Bunlardan en sıklıkla görülen ilk ikisi toplanarak “Gleason Skor” elde edildir. Bu toplamada patolojik incelemede görülen 1. sıradaki Gleason derecesi ilk sıraya, 2. sıradaki Gleason derecesi ise 2. sırada özellikle belirtilerek bu toplama işlemi yapılır ve Skor hesaplanır.

Resim-8:Prostat kanser hücrelerindeki farklılaşma derecelerinin üstte şematik altta derecesine göre gerçek patolojik görüntüsü (Gleason dereceleri)
Resim-8:Prostat kanser hücrelerindeki farklılaşma derecelerinin üstte şematik altta derecesine göre gerçek patolojik görüntüsü (Gleason dereceleri)

Toplam “5” olsa bile burada 3+2 ile 2+3 arasında ya da Toplam “7” olsa bile 4+3 ile 3+4 arasında önemli farklılıklar söz konusu olabilmektedir. Bu nedenle Gleason Skor patoloji raporlarında belirtilirken daima bu toplama sırası ile belirtilmektedir.

Tablo-1: Gleason derece ve toplam skoruna göre Prostat Kanseri hastalığının gelişme ve ilerleme hızının değerlendirilmesi yapılmaktadır. Tabloda bu skorlar Resim-9’daki renklendirmelerle benzer nitelikte renklendirilerek daha kolay anlaşılması sağlanmak istenmiştir.

Gleason Skoru
Gleason Skoru

Prof. Dr. Tibet Erdogru'nun Prostat Kanseri Tedavisindeki Deneyimi

Prof. Dr. Tibet Erdoğru, 25 yılı aşkın üroloji deneyimi ve 2.000'den fazla robotik cerrahi tecrübesiyle Türkiye'nin robotik ürolojik cerrahi alanındaki öncü isimlerinden biridir. Özellikle robotik radikal prostatektomi ve sinir koruyucu cerrahi konularında ulusal ve uluslararası düzeyde tanımış bir uzmandır.

Prof. Dr. Erdoğru'nun prostat kanseri tedavisindeki yaklaşımı, her hastanın bireysel değerlendirmesine dayanır. Biyopsi sonuçlarından görüntüleme bulgularına, PSA kinetiklerinden hastanın fonksiyonel beklentilerine kadar tüm faktörler dikkatle analiz edilerek en uygun tedavi planı oluşturulur.

Robotik cerrahi alanındaki uzmanlığının yanı sıra, Prof. Dr. Erdoğru ameliyat öncesi planlama, biyopsi haritası oluşturma ve ameliyat sırası frozen (anında patolojik değerlendirme) yöntemlerini aktif olarak kullanan bir cerrahlardır. Bu yaklaşım, hem kanser kontrolünün maksimize edilmesini hem de cinsel fonksiyon ve idrar kontrolünün korunmasını hedefler.

Detaylı bilgi ve randevu için Prof. Dr. Tibet Erdogru ile iletişime geçebilirsiniz.

Prostat Kanseri Hakkında Sık Sorulan Sorular

Prostat kanseri hangi yaşlarda görülür?

Prostat kanseri en sık 50 yaş üzerindeki erkeklerde görülür. Yaş ilerledikçe risk artar. Aile öyküsü olan kişilerde daha erken yaşlarda ortaya çıkabilir.

PSA testi kaç olursa tehlikelidir?

PSA için tek bir “kesin tehlikeli değer” yoktur. Genellikle 4 ng/mL üzeri değerler ileri değerlendirme gerektirir. Ancak PSA seviyesi yaşa, prostat hacmine ve kişisel risk faktörlerine göre değerlendirilmelidir.

PSA yüksekliği kesin prostat kanseri midir?

Hayır. PSA yüksekliği her zaman prostat kanseri anlamına gelmez. Prostat büyümesi, enfeksiyonlar veya prostat iltihabı da PSA’yı yükseltebilir. Kesin tanı biyopsi ile konur.

Prostat kanseri nasıl teşhis edilir?

Prostat kanseri tanısında PSA testi, dijital rektal muayene, multiparametrik prostat MR’ı ve prostat biyopsisi kullanılır. Kesin tanı biyopsi sonucu ile konur.

Prostat biyopsisi ağrılı bir işlem midir?

Prostat biyopsisi genellikle lokal anestezi altında yapılır ve çoğu hasta tarafından tolere edilebilir düzeydedir. İşlem sonrası hafif ağrı veya geçici kanama görülebilir.

Prostat kanseri tamamen iyileşir mi?

Erken evrede teşhis edilen prostat kanseri vakalarında tedavi başarısı oldukça yüksektir. Hastalık prostatla sınırlıyken uygulanan uygun tedavilerle uzun dönem tam kontrol sağlanabilir.

Prostat kanseri tedavi edilmezse ne olur?

Tedavi edilmeyen prostat kanseri zamanla ilerleyebilir ve kemikler başta olmak üzere vücudun diğer bölgelerine yayılabilir. Bu durum ağrı, yaşam kalitesinde düşüş ve ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir.

Prostat kanseri ameliyatı sonrası cinsel fonksiyonlar etkilenir mi?

Bu durum hastanın yaşı, hastalığın evresi ve uygulanan cerrahi tekniğe bağlıdır. Sinir koruyucu cerrahi tekniklerle uygun hastalarda cinsel fonksiyonların korunması mümkündür.

Prostat kanseri ameliyatı mı, radyoterapi mi daha iyidir?

Her hasta için en iyi tedavi yöntemi farklıdır. Hastalığın evresi, PSA düzeyi, yaş ve genel sağlık durumu göz önünde bulundurularak kişiye özel tedavi planı yapılmalıdır.

Prostat kanseri olanlar ne sıklıkla kontrole gitmelidir?

Tedavi sonrası veya aktif izlem altındaki hastalar, doktorun belirlediği aralıklarla PSA testi ve klinik kontrollerini yaptırmalıdır. Düzenli takip hastalığın kontrolünde kritik öneme sahiptir.

Robotik prostatektomi ile açık cerrahi arasındaki fark nedir?

Robotik prostatektomi, açık cerrahiye kıyasla daha küçük kesiler, daha az kanama, daha kısa hastane kalışı ve daha hızlı iyileşme süresi sağlar. Robotik sistemin sunduğu 3 boyutlu büyütülmüş görüntü ve hassas hareket kabiliyeti, sinir koruyucu cerrahide belirgin avantaj sağlar. Açık cerrahide ise cerrah sınırları gözle görüp elle hissederek koruma yapar.

Prostat kanseri ameliyatı ne kadar sürer?

Robotik radikal prostatektomi ameliyatı genellikle 2-4 saat arasında sürer. Ameliyatın süresi, hastalığın evresi, lenf bezi disseksiyonu yapılıp yapılmayacağı ve sinir koruma kapsamına göre değişebilir. Deneyimli merkezlerde ameliyat süresi genellikle daha kısadır.

Prostat kanseri ameliyatı sonrası idrar kaçırma olur mü?

Ameliyat sonrası geçici idrar kaçırma görülebilir. Hastaların büyük çoğunluğunda idrar kontrolü 3-6 ay içinde geri kazanılır. Pelvik taban egzersizleri (Kegel egzersizleri) iyileşmeyi önemli ölçüde hızlandırır. Robotik cerrahi, idrar kontrol mekanizmasının daha iyi korunmasına yardımcı olur.

PSA değeri ameliyat sonrası ne olmalı?

Başarılı bir radikal prostatektomi sonrasında PSA değeri ölçülemeyecek düzeye, yanı 0.01-0.02 ng/mL'nin altına düşmesi beklenir. Ameliyat sonrası PSA tamamen sıfırlanmıyorsa veya zaman içinde tekrar yükseliyorsa (biyokimyasal nüks), ek tedavi seçenekleri değerlendirilir.

Prostat kanserinde multiparametrik MR ne ise yarar?

Multiparametrik prostat MR (mpMRI), prostat içindeki şüpheli alanların belirlenmesinde ve biyopsi öncesi değerlendirmede kullanılan gelişmiş bir görüntüleme yöntemidir. PI-RADS skorlama sistemi ile şüpheli alanların kanser olma olasılığı derecelendirilir. Ayrıca tedavi öncesi tümörün yerel yayılımının değerlendirilmesinde de önemli bilgi sağlar.

Prostat kanseri genetik midir? Ailede varsa ne yapmaliyim?

Prostat kanseri için genetik yatkınlık önemli bir risk faktörüdür. Birinci derece akrabasında (baba, kardeş) prostat kanseri olan erkeklerde risk 2-3 kat artar. Ailesinde prostat kanseri öyküsü olan erkeklerin 40-45 yaşından itibaren düzenli prostat taraması yaptırması önerilir. BRCA2 gen mutasyonu taşıyıcıları da yüksek risk grubundadır.

Prostat kanserinde beslenme onemli midir?

Beslenme, prostat kanseri riskini ve hastalığın seyrini etkileyebilir. Domates (likopen), brokoli gibi cruciferous sebzeler, yeşil çay, balık (omega-3 yağ asitleri) ve soya ürünleri içeren bir diyet faydalı olabilir. Yüksek yağlı kırmızı et tüketimi ve işlenmiş gıdalardan kaçınılması önerilir. Ancak beslenme düzenlemeleri, tıbbi tedavinin yerini almaz.

Prostat kanseri tedavisinde beklemeli izlem ile aktif izleme farkı nedir?

Aktif izleme (active surveillance) düşük riskli prostat kanserlerinde, düzenli PSA takibi ve kontrol biyopsileri ile hastalığın yakından izlenmesidir; ilerleme görülürse kuratif tedaviye geçilir. Beklemeli izlem (watchful waiting) ise ileri yaşta veya eşlik eden ciddi hastalıkları olan kişilerde, kanserin belirtilere neden olması durumunda palyatif tedavi uygulanmasını öngörür.

Prostat kanserinde hormon tedavisinin yan etkileri nelerdir?

Hormon tedavisi (androjen deprivasyon tedavisi) sıcak basmaları, cinsel istek azalması, ereksiyon güçlüğü, kas kütle kaybı, kemik yoğunluğu azalması (osteoporoz riski), kilo artışı, yorgunluk ve ruh hali değişiklikleri gibi yan etkilere neden olabilir. Bu nedenle hormon tedavisi alan hastaların düzenli kemik yoğunluğu ölçümü ve genel sağlık takibi yapılması önemlidir.

Prostat kanserinde PSMA PET-CT ne zaman yapılır?

PSMA PET-CT, prostat kanserinin tekrar evrelendirilmesinde (re-staging) ve özellikle ameliyat veya radyoterapi sonrası PSA yükselmesi olan hastalarda nüks bölgesinin saptanmasında kullanılır. Klasik görüntüleme yöntemlerine kıyasla çok daha yüksek duyarlılık ve özgüllüğe sahiptir. Düşük PSA değerlerinde bile metastatik hastalığı tespit edebilir.

Prostat kanseri ameliyatı sonrası ne zaman ise dönebilirim?

Robotik prostatektomi sonrası masa başı işlerde genellikle 2-3 hafta içinde ise dönüş mümkündür. Fiziksel efor gerektiren işlerde ise 6-8 hafta beklenmesi önerilir. Ağır kaldırma ve yoğun egzersizden ameliyat sonrası ilk 6 hafta kaçınılmalıdır. İyileşme süreci bireysel farklılıklar gösterebilir.

Prostat kanseri tekrarlarsa (nüks) ne yapılır?

Ameliyat sonrası PSA yükselmesi (biyokimyasal nüks) durumunda öncelikle PSMA PET-CT ile nüks bölgesinin belirlenmesi önemlidir. Lokal nüks durumunda kurtarma radyoterapisi uygulanabilir. Uzak metastaz varlığında hormon tedavisi, kemoterapi veya PSMA hedefli tedaviler gibi sistemik tedavi seçenekleri değerlendirilir. Erken müdahale, tedavi başarısını artıran kritik bir faktördür.

Kaynaklar

Bu sayfadaki bilgiler aşağıdaki güvenilir tıbbi kaynaklardan derlenmiştir:

  • National Cancer Institute (NCI) - Prostate Cancer Treatment
  • European Association of Urology (EAU) Guidelines on Prostate Cancer 2024
  • American Urological Association (AUA) Guidelines
  • Türkiye Kanser İstatistikleri - Sağlık Bakanlığı
  • Prof. Dr. Tibet Erdoğru - Klinik Deneyim ve Araştırmaları

Son güncelleme: Mart 2026 | Bu sayfa düzenli olarak güncel tıbbi literatur doğrultusunda gözden geçirilmektedir.

Sık Sorulan Sorular

Prostat kanseri hangi yaşlarda görülür?

Prostat kanseri en sık 50 yaş üzerindeki erkeklerde görülür. Yaş ilerledikçe risk artar. Aile öyküsü olan kişilerde daha erken yaşlarda ortaya çıkabilir.

PSA testi kaç olursa tehlikelidir?

PSA için tek bir “kesin tehlikeli değer” yoktur. Genellikle 4 ng/mL üzeri değerler ileri değerlendirme gerektirir. Ancak PSA seviyesi yaşa, prostat hacmine ve kişisel risk faktörlerine göre değerlendirilmelidir.

PSA yüksekliği kesin prostat kanseri midir?

Hayır. PSA yüksekliği her zaman prostat kanseri anlamına gelmez. Prostat büyümesi, enfeksiyonlar veya prostat iltihabı da PSA’yı yükseltebilir. Kesin tanı biyopsi ile konur.

Prostat kanseri nasıl teşhis edilir?

Prostat kanseri tanısında PSA testi, dijital rektal muayene, multiparametrik prostat MR’ı ve prostat biyopsisi kullanılır. Kesin tanı biyopsi sonucu ile konur.

Prostat biyopsisi ağrılı bir işlem midir?

Prostat biyopsisi genellikle lokal anestezi altında yapılır ve çoğu hasta tarafından tolere edilebilir düzeydedir. İşlem sonrası hafif ağrı veya geçici kanama görülebilir.

Prostat kanseri tamamen iyileşir mi?

Erken evrede teşhis edilen prostat kanseri vakalarında tedavi başarısı oldukça yüksektir. Hastalık prostatla sınırlıyken uygulanan uygun tedavilerle uzun dönem tam kontrol sağlanabilir.

Prostat kanseri tedavi edilmezse ne olur?

Tedavi edilmeyen prostat kanseri zamanla ilerleyebilir ve kemikler başta olmak üzere vücudun diğer bölgelerine yayılabilir. Bu durum ağrı, yaşam kalitesinde düşüş ve ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir.

Prostat kanseri ameliyatı sonrası cinsel fonksiyonlar etkilenir mi?

Bu durum hastanın yaşı, hastalığın evresi ve uygulanan cerrahi tekniğe bağlıdır. Sinir koruyucu cerrahi tekniklerle uygun hastalarda cinsel fonksiyonların korunması mümkündür.

Prostat kanseri ameliyatı mı, radyoterapi mi daha iyidir?

Her hasta için en iyi tedavi yöntemi farklıdır. Hastalığın evresi, PSA düzeyi, yaş ve genel sağlık durumu göz önünde bulundurularak kişiye özel tedavi planı yapılmalıdır.

Prostat kanseri olanlar ne sıklıkla kontrole gitmelidir?

Tedavi sonrası veya aktif izlem altındaki hastalar, doktorun belirlediği aralıklarla PSA testi ve klinik kontrollerini yaptırmalıdır. Düzenli takip hastalığın kontrolünde kritik öneme sahiptir.

Prostat kanseri nedir?

Prostat kanseri, prostat bezindeki hücrelerin kontrol dışı çoğalmasıyla oluşan habis bir tümördür. Erkeklerde akciğer kanserinden sonra en sık teşhis edilen kanser türüdür. Türkiye'de her 100.000 erkekten 42.5'inde prostat kanseri görülmektedir.

Prostat kanseri belirtileri nelerdir?

Prostat kanseri erken evrede genellikle belirti vermez. İlerlediğinde idrar yapmada zorluk, sık idrara çıkma (özellikle gece), idrarda veya menide kan, idrar akımında zayıflama ve bel/kalça ağrısı görülebilir. Bu yüzden 50 yaşından itibaren yıllık PSA testi yaptırmak önemlidir.

PSA testi nedir ve ne zaman yaptırılmalıdır?

PSA (Prostat Spesifik Antijen) kanda ölçülen bir proteindir. PSA yüksekliği prostat kanseri işareti olabilir. 50 yaşından itibaren her erkek yılda bir PSA testi ve ürolojik muayene yaptırmalıdır. Ailede prostat kanseri öyküsü varsa 45 yaşından itibaren başlanmalıdır.

Prostat kanseri tedavisi nasıl yapılır?

Prostat kanseri tedavisinde evreye göre aktif izleme, robotik radikal prostatektomi (da Vinci), radyoterapi, hormon tedavisi ve kemoterapi uygulanabilir. Prof. Dr. Tibet Erdoğru, da Vinci robotik cerrahi ile sinir koruyucu prostatektomi ameliyatları gerçekleştirmektedir.

Robotik prostatektomi nedir?

Robotik prostatektomi, da Vinci robotik cerrahi sistemi kullanılarak prostat bezinin tamamen çıkarılması ameliyatıdır. Geleneksel açık cerrahiye göre daha az kanama, daha az ağrı, daha kısa hastanede kalış ve daha hızlı iyileşme sağlar. Sinir koruyucu teknikle cinsel fonksiyon korunabilir.

Gleason skoru nedir?

Gleason skoru, prostat biyopsisinde kanser hücrelerinin agresifliğini değerlendiren bir derecelendirme sistemidir. 6 düşük riskli, 7 orta riskli, 8-10 yüksek riskli kanseri gösterir. Tedavi planı büyük ölçüde Gleason skoruna göre belirlenir.

Prostat kanseri ameliyatı sonrası cinsel yaşam nasıl etkilenir?

Robotik prostatektomide sinir koruyucu teknik uygulandığında cinsel fonksiyonun korunma olasılığı yüksektir. İyileşme süresi kişiden kişiye değişir, genellikle 6-18 ay içinde cinsel fonksiyon büyük ölçüde geri döner. Prof. Dr. Tibet Erdoğru sinir koruyucu robotik cerrahi konusunda uzmanlaşmıştır.

Prof. Dr. Tibet Erdoğru
Prof. Dr. Tibet Erdoğru

Üroloji uzmanı ve robotik cerrah. İstanbul Tıp Fakültesi'nde üroloji ihtisası; Harvard (MGH) ve Heidelberg (Heilbronn) eğitimleri. 2010'dan bu yana da Vinci robotik cerrahi ile prostat, mesane, böbrek ve testis kanseri tedavisi.

Tanınız hakkında ikinci görüş almak ister misiniz?

Raporlarınızı ve görüntülerinizi WhatsApp üzerinden iletin; aynı gün içinde dönüş yapalım.

WhatsApp Ara Randevu
WhatsApp Randevu